Sezaryen Doğum
Sezaryen doğum (aynı zamanda cerrahi doğum olarak da adlandırılır), bebeği doğurtmak için kullanılan cerrahi bir işlemdir ( Şekil 1 ). Ağrıyı önlemek için genellikle bölgesel anestezi (spinal veya epidural) uygulanır (nadiren genel anestezi kullanılır), alt karın bölgesindeki deride yatay ("bikini çizgisi") veya dikey bir kesi yapılır ve ardından alttaki dokular kesilerek uterus (rahim) açığa çıkarılır. Bebeğin ve plasentanın çıkarılması için rahimde bir kesi yapılır. Sezaryen doğum sırasında tüp ligasyonu (kalıcı bir doğum kontrol yöntemi) gibi diğer işlemler de yapılabilir.
Şekil 1. Sezaryen doğumda doktor önce karında, sonra da rahimde bir kesi yapar. Bebek vajinadan değil, bu kesiden çıkar.
Bazı sezaryen doğumlar, sezaryen doğumu gerektiren anne veya bebek rahatsızlıkları nedeniyle doğum başlamadan önce planlanır, diğerleri ise doğum sırasında ortaya çıkan anne veya bebek sorunları nedeniyle planlanmadan doğum sırasında gerçekleştirilir. 2024 yılında Türkiye’deki doğumların %61,5'i sezaryenle gerçekleşmiştir.
SEZARYEN DOĞUMUN NEDENLERİ
Vajinal doğum yapmayı planlayan bazı kişiler, sonunda sezaryen doğum yapmak zorunda kalacaktır. Aşağıdaki liste, sezaryen doğuma ihtiyaç duyulabilecek bazı (hepsini değil) nedenleri açıklamaktadır:
- Doğum sancıları olması gerektiği gibi ilerlemiyor. Bu durum, kasılmaların çok zayıf olması, bebeğin çok büyük olması, pelvisin çok küçük olması veya bebeğin anormal bir pozisyonda olması durumunda ortaya çıkabilir. Bir kişinin doğum sancıları normal şekilde ilerlemiyorsa, çoğu durumda, kasılmaların birkaç saat boyunca yeterli olduğundan emin olmak için oksitosin (ticari adı: synpitan) adı verilen bir ilaç verilir. Halk arasında suni sancı denilmektedir. Doğum sancıları birkaç saat sonra hala ilerlemiyorsa, sezaryen doğum önerilebilir.
- Bebeğin kalp atışları doğum sancılarını iyi tolere etmediğini gösteriyor ise sezaryen doğum önerilir.
- Ağır vajinal kanama. Bu durum, plasentanın bebek doğmadan önce rahimden ayrılması durumunda (plasenta dekolmanı olarak adlandırılır) meydana gelebilir.
- Tıbbi bir acil durum annenin veya bebeğin hayatını tehdit eder.
- Bebek yan (transvers) veya başın önünde kalça (makat) pozisyonundadır.
- Plasenta rahim ağzını kapatıyor (plasenta previa olarak adlandırılır; plasenta previa olan bireylerde sezaryen her zaman önerilir).
- Anne daha önce sezaryen doğum yapmış veya rahminin kesildiği (örneğin miyomektomi) başka bir ameliyat geçirmişse. Bazı durumlarda sezaryen doğumdan sonra vajinal doğum mümkündür, ancak hepsinde değil.
- Vajinal doğumu engelleyebilecek veya zorlaştırabilecek bazı mekanik tıkanıklıklar olabilir; örneğin büyük miyomlar veya pelvik kemiklerinde daha önce meydana gelen kırıklar.
- Bebek çok büyüktür, özellikle annede diyabet varsa (>4500 gram).
- Annede genital herpes veya HIV gibi vajinal doğum sırasında bebeğe bulaşabilecek aktif bir enfeksiyon varsa
- Doğum çoğul gebelik (ikiz, üçüz veya daha fazla) içerir.
- Kişide rahim ağzı kanseri vardır.
- Bebekte kanama riskini artıran kanama bozukluğu var ise planlı sezaryen önerilir.
- Ebeveynin bebeğin tam olarak ne zaman doğacağını bilmesini sağlar, bu da iş, çocuk bakımı ve evde yardımla ilgili sorunların ele alınmasını kolaylaştırır.
- Doğum sırasında anne ve bebek için olası komplikasyon ve risklerin bir kısmını en aza indirir.
- Kişinin doğum uzmanının doğum sırasında hazır bulunmasını sağlamaya yardımcı olur.
- Doğumun ne kadar süreceği gibi bilinmeyenlerin daha az olduğu, daha kontrollü ve rahat bir atmosfer sunabilir.
- Sezaryen doğumda, vajinal doğuma göre karın içi organlarda yaralanma (mesane, bağırsak, kan damarları), enfeksiyon (yara, rahim, idrar yolu) ve kan pıhtılaşması (tromboembolik) komplikasyonlarının görülme oranı daha yüksektir.
- Sezaryen ameliyatı, doğum odasında anne-bebek etkileşimini olumsuz etkileyebilir.
- İyileşme süreci vajinal doğuma göre daha uzun sürer.
- Sezaryen doğum, sonraki gebeliklerde plasentanın rahme anormal şekilde yapışması riskini artırır (plasenta perkreata) ve bu da ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
- Bebeğin doğumu için rahmin kesilmesi rahmi zayıflatır ve gelecekteki gebeliklerde rahim yırtılması riskini artırır (uterin rüptür). Bu risk düşüktür ve rahim kesisinin türüne bağlıdır.
- Nadir görülen doğum travması da risklerden biridir.
- Sezaryen doğumdan sonra geçici solunum problemleri daha sık görülür çünkü bebek annenin doğum kanalından zorla geçirilmez. Bu durum, bebeğin akciğerlerindeki sıvının yeniden emilimini azaltır.
- Bebek, annenin vajinasındaki normal bakterilere maruz kalmıyor ve bu durum önemli olabilir çünkü bu bakterilere maruz kalmanın faydalı olduğu düşünülüyor.
- Enfeksiyon– Ameliyat sonrası rahim enfeksiyonu (endometrit) riski, doğumun başlayıp başlamadığı ve fetal zarların yırtılıp yırtılmadığı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir. Endometrit antibiyotiklerle tedavi edilir.
- Kanama– Sezaryenle doğum yapan tüm bireylerin yüzde bir ila ikisi, kanama (aşırı kanama) nedeniyle kan transfüzyonuna ihtiyaç duyar. Kanama genellikle rahmin kasılmasını sağlayan ilaçlara veya kanamayı durdurmaya yönelik işlemlere yanıt verir. Nadir durumlarda, diğer tüm önlemler kanamayı durdurmada başarısız olduğunda, rahmin (uterus) cerrahi olarak çıkarılması (histerektomi) gerekebilir.
- Pelvik organ yaralanmaları– Mesane veya bağırsak yaralanmaları sezaryen doğumların yaklaşık yüzde birinde görülür.
- Kan pıhtıları– Gebe bireyler, hamilelik sırasında ve özellikle doğum sonrası dönemde bacaklarda (derin ven trombozu veya DVT) veya akciğerlerde (pulmoner emboli) kan pıhtısı geliştirme riski altındadır. Bu risk, sezaryen doğumdan sonra daha da artar. Ameliyat sırasında ve sonrasında bacakları nazikçe sıkan, aralıklı kompresyon cihazı adı verilen bir cihaz kullanılarak risk azaltılabilir. DVT riski yüksek olan bireylere, kan pıhtısı oluşma riskini azaltmak için kan sulandırıcı (antikoagülan) bir ilaç verilebilir.